1 ayın ardından nişanlıya kavuşma, birazdan ona gitgide yaklaşacağım. Yaklaşık 6 saat sonra kollarındayım sevgilimin, bu defa program dolu dolu eğer ben tembellik etmezsem dönüşte bir sürü post bizleri bekler.
Sevgiler...
Yaşadıklarımdan, çoğu zaman yaşamadıklarımdan hayalgücüyle varolan cümlelerim...Kimse altında benim hayatımı aramasın çünkü nereden eserse orada var oluyor yazılarım; gazete haberlerinde, mahalle dedikodularında, denediğim tarifte, dinlediğim bir uzmanın konuşmasında, izlediğim bir filmde, bir şekilde her yerde...
20 Şubat 2010 Cumartesi
16 Şubat 2010 Salı
HAYAT
Giysiler ruhların yansımasıdır;evlerde aynası. Kırılganlıklarımın bu noktaya varacağını bilemezdim, çok sevdiğim ve sahip olmak istediğim birşeyin bu kadar çirkinleştireleceğini ve hayalimdekinin tatsız anıları anımsatacağı. İçime öyle oturdu ki içeride nefes alan iki canın yanına gidemedim görsünler istemedim. Karanlıkta nefes yaklaştı, adımla seslendi bana, bilemezdim onun saçımı okşarken elinin gözyaşlarımı teğet geçeceğini, içim daha da acıdı. Hıçkırıklara boğuldum, ona sarılmak istedim yine gidemedim, onlar bana kıyamazken O bana gerçekleri tüm çirkinliğiyle gösterdi.Bugün hayatın bir yerinde büyüdüm artık hayallerim yok ve ben bundan ötürü mutsuzum.
18 Ocak 2010 Pazartesi
NİŞANLILIK&TOPLUMSAL PSİKOLOJİ
Sevgilinizle karar veriyorsunuz ve bir sürece giriyorsunuz.Aileler haberleşiyor, şu zaman bu zaman derken en uygun zaman belirleniyor. Bizimki 12.12.2009 du, bir hafta öncesinde tam anlamıyla kesinleşmişti daha doğrusu insanlara haber vermemek için pürüz kalmamıştı. Bir hafta için de tüm programı ayarladık hatta tam bir hafta öncesinde kıyafetimi aldım, alyanslarımızı ayrı şehirlerde olduğumuzdan sevgilim ve kızkardeşi aldılar. Gelmelerine bir gün kala evde ikram edilecek şeylerin hazırlıkları yapıldı, inanın hiçbir şeyi algılayamıyordum, ertesi gün gelecek olan sevgilim ve ailesi miydi yoksa başkaları mı?? Herkes telaşlı bir ben sakindim :)Ertesi gün oldu geldiler ve ben sakinliğimi koruyabildim, Ona da rahatlık verdim galiba böylelikle. İsteme, yüzüklerin takılması,.... İlerleyen saatlerde yemeğe çıkıldı ve durumu irdeleme fırsatı yakaladık, etrafımıza baktık herkesin yüzünde gülücükler. Tüm ailesini babası hariç tanıyordum ve çok da seviyordum, sevildiğimi de hissettiriyorlardı; bu bana gerçekten rahatlık vermişti. Babalarımız muhabbette, birbirleriyle temasları bile vardı :) Anneler zaten sımsıcacık, yengesi, yengelerim, teyzelerim hepsi hoş sohbette. Biz gençler zaten iyiydik. Biz ilk kez biraraya geldiklerinden bu kadarını beklemiyorduk, ikimizin de yüzünü kocaman bir gülümseme aldı. Onda gördüğüm ifade aslında içimde olan tedirginliği bastırmaya çalıştığımı bir anda yüzüme yansıttı sanki çünkü bir anda vücudumu rahatlama aldı ve huzuru iliklerimde hissettim. İkimizin ailesinin samimi bir şekilde bu kadar iyi anlaşması, birbirlerinden çok memnun ayrılmaları öyle güzel bir duygu ki herşeyin önüne geçti diyebilirim. Geldiklerinin ertesi günü hep beraber yapılan bir kahvaltının ardından gittiler.
Tabii en kısa zamanda herkese yayıldı nişanlamamız, arayanlar, ziyarete gelenler... Hala devam ediyor. Nişanlın diyorlar, tuhaf geliyor. Kayınvaliden diyecek oluyorlar, üzerime alınamıyorum bir süre :) Neyse zamanla alıştım, benimsedim benimsemeye Onun ebeveynlerine anne&baba dediğimde başladım. Ancak sonrasında da istenilme zamanını algılayamadan geçtiğine üzülmeye başladım, öyle güzeldi ki :) Ona da dedim yakın zamanlarda "Ben hiçbir şey anlamadım, istenilirken. Bu yüzükte olmasa! :)" "Yine gelelim stersen!" diyerek yanıtladı.
Peki bu aşamada toplum nasıl yaklaştı bana:
*Öncelikle herkes parmağıma baktı, yüzüğün ne kadar yakıştığı kritiği yapıldı :)
Fotoğraflar istenildi, damat, ailesi görsel çerçevede tanıtıldı :)
İnsanlar tuhaflaştı :)
*Aslı olmayan bir sürü şeyler konuşuldu tanımadığım insanların dilinde üstelik bunlar, aslı olmasa da kötü şeyler değildi şükürler olsun ki!
*Hiç bir dönem 54 kilonun üzerine çıkmadım ki hep 52'lerdeyimdir. Nişan sonrası 2 kilo verdim, 51 dim! Görenler abartısız herkes "Ayy, nişanlılık yaramış, kilo almışsın, ne güzel de yakışmış." Zayıfladım desem de kimsenin kulağına girmiyor çünkü ben nişanlıyım ve bana yaraması gerekli! :)
*Rahatıma düşkünümdür, gün içerisinde giysilerimi seçerken rahatlığım ön plandadır hep ve beni o anda ne mutlu ediyorsa öyle giyinirim. Kalıplarım yoktur. O dönemlerde sürekli elbise tunikler giyer olmuştum altını ya taytlar ya da renkli çoraplar tamamlıyordu. İnsanlar "Canımm, ne hoş ne zarifsin. Nişanlılık havası çökmüş yüzüne, üstüne. Gelin gibi olmuşsun hemencecik." Yahu mor çorap giyen tunikli gelin adayı mı olur. Sanıyor musunuz kayınvalidemin arkadaşlarının olduğu bir yere giderken, "Melekler Korusun"un Özgür kızı gibi çıkacağım insanların karşısına, bu mudur yani! Hem benim üzerimde daha özne görmedikleri şeyler de değil :)
*Ha bir de telefon! Topluluktasınızdır, telefonunuza sms gelir ya da arayan olur. "Nişanlı kız nasıl da belli oluyor, bak arayanı var, gözlerinin içi gülüyor hemen! Bizden geçmiş." Yahu o telefon Ona özel değil ya, kimsesiz de değiliz birbirimizi arayan bir tek biz olalım. Tamam doğruluk payı var beni Onun kadar arayan yok, olsun mu yani? Ama bu her arayanın O olacağı anlamı da gelmez ki.
*Canım sıkılıyor, biraz yeni şeyler öğreneyim istedim ve rengarenk ipler aldım. İtalyan köylülerin yaptığı motifli battaniyelerden yapmaya karar verdim ama insanlar bu nişanlanma aşamasını bilmek bir yana sevgilim olduğunu bile bilmezken. Başlamıştım da her gittiğim yerde elimdeydi de, bu da sonrasında nişanlılığıma uyarlandı ve çeyiz yapıyor diye adım çıktı. Şimdi herkes örneğimin merakındaymış!
Nişanlılık evresi bizi ve ailelerimiz için bir süreçken, toplumun girdiği bu psikoloji meraktan mı ibaret yoksa toplum olarak psikolojik rahatsızlıklarımız mı söz konusu??
Bir de gerçekten çok çok güzel nişanlı olmak, sevdiğin adamla, kaymağı da ailelerin kaynaşması. Allah herkese en az bizimki kadar güzelini nasip etsin. Bu arada kayınvalidem gibi tatlı dilli, güzler yüzlü, sıcak yüreklisini çıkarsın karşınıza.
Ayrıca şimdi anlıyorum düğünümüzden birşey anlamadık ki diyen çiftleri, o tatlı telaşın içinde hızla akıp gidiyor herşey. Allah'tan ayrıntılar aklında kalıyor da anlatırken neler yaşadığını anlayabiliyorsun.
Sevgiler.
Tabii en kısa zamanda herkese yayıldı nişanlamamız, arayanlar, ziyarete gelenler... Hala devam ediyor. Nişanlın diyorlar, tuhaf geliyor. Kayınvaliden diyecek oluyorlar, üzerime alınamıyorum bir süre :) Neyse zamanla alıştım, benimsedim benimsemeye Onun ebeveynlerine anne&baba dediğimde başladım. Ancak sonrasında da istenilme zamanını algılayamadan geçtiğine üzülmeye başladım, öyle güzeldi ki :) Ona da dedim yakın zamanlarda "Ben hiçbir şey anlamadım, istenilirken. Bu yüzükte olmasa! :)" "Yine gelelim stersen!" diyerek yanıtladı.
Peki bu aşamada toplum nasıl yaklaştı bana:
*Öncelikle herkes parmağıma baktı, yüzüğün ne kadar yakıştığı kritiği yapıldı :)
Fotoğraflar istenildi, damat, ailesi görsel çerçevede tanıtıldı :)
İnsanlar tuhaflaştı :)
*Aslı olmayan bir sürü şeyler konuşuldu tanımadığım insanların dilinde üstelik bunlar, aslı olmasa da kötü şeyler değildi şükürler olsun ki!
*Hiç bir dönem 54 kilonun üzerine çıkmadım ki hep 52'lerdeyimdir. Nişan sonrası 2 kilo verdim, 51 dim! Görenler abartısız herkes "Ayy, nişanlılık yaramış, kilo almışsın, ne güzel de yakışmış." Zayıfladım desem de kimsenin kulağına girmiyor çünkü ben nişanlıyım ve bana yaraması gerekli! :)
*Rahatıma düşkünümdür, gün içerisinde giysilerimi seçerken rahatlığım ön plandadır hep ve beni o anda ne mutlu ediyorsa öyle giyinirim. Kalıplarım yoktur. O dönemlerde sürekli elbise tunikler giyer olmuştum altını ya taytlar ya da renkli çoraplar tamamlıyordu. İnsanlar "Canımm, ne hoş ne zarifsin. Nişanlılık havası çökmüş yüzüne, üstüne. Gelin gibi olmuşsun hemencecik." Yahu mor çorap giyen tunikli gelin adayı mı olur. Sanıyor musunuz kayınvalidemin arkadaşlarının olduğu bir yere giderken, "Melekler Korusun"un Özgür kızı gibi çıkacağım insanların karşısına, bu mudur yani! Hem benim üzerimde daha özne görmedikleri şeyler de değil :)
*Ha bir de telefon! Topluluktasınızdır, telefonunuza sms gelir ya da arayan olur. "Nişanlı kız nasıl da belli oluyor, bak arayanı var, gözlerinin içi gülüyor hemen! Bizden geçmiş." Yahu o telefon Ona özel değil ya, kimsesiz de değiliz birbirimizi arayan bir tek biz olalım. Tamam doğruluk payı var beni Onun kadar arayan yok, olsun mu yani? Ama bu her arayanın O olacağı anlamı da gelmez ki.
*Canım sıkılıyor, biraz yeni şeyler öğreneyim istedim ve rengarenk ipler aldım. İtalyan köylülerin yaptığı motifli battaniyelerden yapmaya karar verdim ama insanlar bu nişanlanma aşamasını bilmek bir yana sevgilim olduğunu bile bilmezken. Başlamıştım da her gittiğim yerde elimdeydi de, bu da sonrasında nişanlılığıma uyarlandı ve çeyiz yapıyor diye adım çıktı. Şimdi herkes örneğimin merakındaymış!
Nişanlılık evresi bizi ve ailelerimiz için bir süreçken, toplumun girdiği bu psikoloji meraktan mı ibaret yoksa toplum olarak psikolojik rahatsızlıklarımız mı söz konusu??
Bir de gerçekten çok çok güzel nişanlı olmak, sevdiğin adamla, kaymağı da ailelerin kaynaşması. Allah herkese en az bizimki kadar güzelini nasip etsin. Bu arada kayınvalidem gibi tatlı dilli, güzler yüzlü, sıcak yüreklisini çıkarsın karşınıza.
Ayrıca şimdi anlıyorum düğünümüzden birşey anlamadık ki diyen çiftleri, o tatlı telaşın içinde hızla akıp gidiyor herşey. Allah'tan ayrıntılar aklında kalıyor da anlatırken neler yaşadığını anlayabiliyorsun.
Sevgiler.
12 Ocak 2010 Salı
ARALIK 2009
Çok uzun olmasa da bana uzun soluklu gelen bir mola verdim bloguma, yeni yaşımla gelen diye kurmaya gitse de elim doğrusu yeni yaşımın hemen öncesinde gelen yepyeni bir güzellik oldu hayatımda. Nişanlandık biz! Onun telaşı hemen sonra doğumgünüm sonra Trabzon yolculuğu ve yeni yıl ardı ardına sıralandı ve bitti bir yıl daha.2010'un barındıracakları, planlar, hazırlıklar gerektirirken araştırmaya başladıkça ucundan bucağından sanki yılın yarısını bitirtti şimdiden kafamda. Şimdiye kadar yazdıklarıma bakınca kendimle ilgili yazdığım gibi düşünülebilecek birçok bunalım yazım var. Hatta okuyanlar ne mutsuz bu kız demiştir herhalde çoğu zaman. Hep çevremden, okuduklarımdan, izlediklerimden, duyduklarımdan yola çıktım hayalgücümle yazdım.Zararı da dokundu kimi zaman, postlarımı, yazılarımı sevdikleri için değil hafiyelik yapmak için kullanan, beni yermek için okuyan birçok salak vardı! Basit düşünceleriyle beni ve yazılarımı beyinciklerinde "avam" ilan eden. Ben bir yazar değilim, kendimi tatmin etmek için iyi kötü cümleler kuran biriyim. Ancak bu yazarların yaşamadıkları şeyleri gözlem+hayalgücü+yetenekleriyle yazarken benim yazamayacağım anlamına gelmiyordu. Blogum artık nar modunda devam edecek yeni bir formatla içinde birkaç blogu olan. En kısa zamanda yeniliklerle görüşmek üzere...
16 Aralık 2009 Çarşamba
28 Kasım 2009 Cumartesi
CÜMLE
Bazen başlanan ve devamı gelmeyen cümleler vardır, sinir bozucu gelir...
Bir de lafı edilen ve kurulamadan vazgeçilenler, o da ayrı sinir bozucudur...
_Sana bir şey sorabilirmiyim?
_Tabii ki. :* meraklanırsın
_Neyse vazgeçtim.
_Ama merak ettim şimdi, söylemezsen olmaz. Hadi söyle!
_Yok ya düşündüm de saçma zaten, gerçekten boşveer. gibi
Bir de karşındakinin ağzından çıkıp da senin kulaklarının yakalayamadıkları vardır ki en sinir bozucu olanı da budur bence, duymadım, tekrar söyler misin? dersin. Yok, vazgeçer, ya duymamı istemiyorsan neden söyledin, ya duysaydım :s Yahu bilmem kaç saniye önce kurdun yani ikinci kez söylesen ne olacak? Boncukları dökülür, cümlesinin değeri artar ya da hızla düşmüştür kendi gözünde manasız kalır ama, amaaa karşıdaki gıcık olur bu duruma. Zaten tekrar edildiğinde yaa bu muydu? Uff uğraştırdın o kadar denir, sinir olma takas edilir.
**Sinir bozucu diyorsam gıcık ediciye denkliktedir ;)
Bir de lafı edilen ve kurulamadan vazgeçilenler, o da ayrı sinir bozucudur...
_Sana bir şey sorabilirmiyim?
_Tabii ki. :* meraklanırsın
_Neyse vazgeçtim.
_Ama merak ettim şimdi, söylemezsen olmaz. Hadi söyle!
_Yok ya düşündüm de saçma zaten, gerçekten boşveer. gibi
Bir de karşındakinin ağzından çıkıp da senin kulaklarının yakalayamadıkları vardır ki en sinir bozucu olanı da budur bence, duymadım, tekrar söyler misin? dersin. Yok, vazgeçer, ya duymamı istemiyorsan neden söyledin, ya duysaydım :s Yahu bilmem kaç saniye önce kurdun yani ikinci kez söylesen ne olacak? Boncukları dökülür, cümlesinin değeri artar ya da hızla düşmüştür kendi gözünde manasız kalır ama, amaaa karşıdaki gıcık olur bu duruma. Zaten tekrar edildiğinde yaa bu muydu? Uff uğraştırdın o kadar denir, sinir olma takas edilir.
**Sinir bozucu diyorsam gıcık ediciye denkliktedir ;)
27 Kasım 2009 Cuma
"BİR TEK......." İYİ BAYRAMLAR
Onların bir aferini patronumuzdan alacağımız terfiden çok daha fazla mutlu edecektir.Onların bize özeni,varlıklarını hissetmek, her zaman yanımızda olduklarını bilmek ve onların şartsız koşulsuz destekleriyle imf'nin bile yarışacak güçte olmadığını düşünmek. Doğarsınız; yeri gelir poponuza şaplağı indirirler, kulağınızı çekerler, kızarlar ama hep onlara koşarsınız ağlatan onlarken bile. Bebek yaşta bilirsiniz ki onlardadır karşılıksız sevgi akışı, onlardır sizi hep kendilerinden önce tutacak olan şu hayatta yaşınız 75 de olsa. Son zamanlarda reklamlardan aşikar olduğumuz bir slogan var ne de güzel "Bir tek annem olsun, bana birşey olmaaz!" diye. Ben bir de baba versiyonunu da ekleyip değiştiriyorum, babamı ayrı tutmaya kıyamam..."Bir tek annem ve babam olsun, bana birşey olmaaz!". Biliyorum bu ikisinin bir arada olması bizler için çok büyük şans, belki birçok kişi birinin olmasına bile razı olurdu.
Allah anne&babam, tabii ki aynı bedende can bulduğum kardeşim başta olmak üzere sevdiklerimle, ailemle nice güzel bayramlar görmek nasip etsin. Herkese sevdikleriyle olacağı nice hayırlı bayramlar olsun, bayramınız kutlu olsun.
Allah anne&babam, tabii ki aynı bedende can bulduğum kardeşim başta olmak üzere sevdiklerimle, ailemle nice güzel bayramlar görmek nasip etsin. Herkese sevdikleriyle olacağı nice hayırlı bayramlar olsun, bayramınız kutlu olsun.
21 Kasım 2009 Cumartesi
MERDİVEN
Basamakları çıkan üç kişi, biri kişi ikisi dişi. Anahtarı olan öne koşsun der biri, diyen de bilir denilenler de; üçünde de vardır anahtar ama herkes adımlarını geri çeker basamağın en altındaki olmak için. Kapıyı kim mi açar; en alt basamaktaki kişi çünkü diğerleri ...
11 Kasım 2009 Çarşamba
VAVİEN TREASER&FRAGMAN KARŞINIZDA!!!
Vavien Filmi Teaser Trailer (2009)
by Desaccorde
Vee karşınızda oyunculuk yeteneksizliğimi sergilediğim ilk ve son film fragmanım:VAVİEN... Çok heyecanlıyım şimdiden, 18 Aralık gelsin istiyorum, hem bizim buraları görmek hem anne-kız maceramızı görmek hem de hepsiyle birşeyler paylaşmış olmanın güzelliğinin sabırsızlığı. Ne zaman birşeyi dilime dolayıp dalga geçsem olur. 20 Aralık doğumgünüm, Engin GÜNAYDIN bana hediye olsun diye Aralık ayına yetiştirecek diyordum oldu, sırada gala ve en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü kaldı :) ;) Web sayfasını ziyaret etmeden geçmeyin,çok keyifli beklentilerimi karşılayan bir site olmakla beraber içinde sürpriz oyunlarda var! VAVİEN WEB SİTE
DURAKSAMA
Öncesine dönüp bakınca, duraksıyorum. Nasıl da inanıyordum herşeyi yapacağıma, karşı duran herkesin karşısında daha da dik karşı duracağıma ve herşeyin çözüleceğine. Bugün ne kadar imkansızı istediğimi görüyorum, bazen istediğim kadar dirensem de ne büyük güçlüklerle karşılaşacağımı ve yıkamayacağım gerçeğiyle sık sık yüzyüze geliyorum sanki. Demek ki diyorum, isteyecek duruma gelseymişim birilerini silmem gerekecekmiş. Ben o birileri olmadan yapamazdım, o birileri ben olmadan yapamazlardı... Birşeyler olmadan ben ne kadar yapabileceğim peki???