14 Şubat 2008 Perşembe

BUGÜN SEVGİLİLER GÜNÜ

Sevgililer Gününde mücevherler,çiçekler,,farklı hediyelerdışarıda yenilen başbaşa romantik yemekler bekleyenlerden ve isteyenlerden olmadım hiç bir zaman.Sevginin bir güne anlam yüklenerek paylaşımını kabul etmiyor bünyem.Mantığını da anlayabilmiş değilim haftalar öncesinde tv de basbas bağıran insanlar "14 Şubat Sevgililer Günü,ne yapacaksınız?Size güzel bir önerimiz var....",asılan afişler,sanatçılı restaurant-bar programları,mağazaların vitrinleri ve alışveriş merkezlerinin promosyonları zaten akıllara zarar...Bunca dayatmanın içinde sevgilime kalan ne beni mutlu kılması için herşey düşünülmüş planlanmış

_"Aaa,çok şaşırttın harikasın sevgilim..Hiçbir yerde benim sevgilin olduğum yazmıyordu ama sen beni buldun :)) Bunca şey bana mııı!!!Nee Selami Şahin eşliinde başbaşa bir yemek mi??Çok mutluyum çoook,muucck..Seni çok seviyorum,hayatım.."

Ama her yerin böyle özenle hazırlandığı bir günü sevgilimle geçirmek isterim tabii,eğer bir arada olma imkanımız varsa,biraz yürümek sonrasında onun sevdiği yiyecek olan pizzayı alıp evimize gelmek ve kırmızı iskoç desenli battaniyemizin altına girip onun sıcaklığını hissederek dvd izlemeyi isterdim..Eternal Sunshine of the Spotless Mind----SİL BAŞTAN filmini bir kez daha izlerdik..Sevgilinizle izlenecek en güzel filmlerden bir tanesi.

Sevdiğime huzur verecek şeyleri yaparak,sakin ve evimizde izole bir sevgililer günü kutlamasını hiçbir şeye değişmem..Sevgililer gününüz kutlu olsun...

12 Şubat 2008 Salı

İNSAN DEDİĞİN NEDİR Kİ?

Az önce Goddess Artemis' in bloğundaki son postu okudum, insanı gerçekten yaralıyor,yaşadığı ülkedeki kavramları bir kez daha karıştırıyor,altüst ediyor.. Evlat dünyaya getirip,donup ölsün diye dışarılarda bırakanlar,halının altına koyup üzerinde zıplayanlar,çöplere terk edenlerin yanı sıra bakacak durumu olmayıp da evlatlık vermek isteyen insanların bazılarının saflığından yararlanıp bebek üzerinden para kazanmak için satışa çıkaran insanlarımız var.

Bunların yanı sıra eşini kaybeden,eşi hasta olup hem maddi hem manevi zorluk yaşayan,eşi evi terk edip giden,vs,vs durumları bulunup herşeye rağmen evlatlarına elinden geldiğince iyi bir gelecek hazırlamaya çalışan,onu kimselere muhtaç bırakmamak için çabalayan ebeveynler de var.

Sokaklarda yaşamak zorunda kalan,ailelerinin kurbanı olmuş,evsiz barksız insanlara (kız erkek ayırt etmeksizin) tecavüzler eden,organlarını çalan,üzerilerinde sigaralar söndüren hatta ve hatta onların çaresizliklerinden kendilerine çıkar sağlayıp kötü yollara çeken insanlarımız var.

Bu insanların yanı sıra onlara sıcak yaşam ortamı sağlamaya çalışan zenginlerimiz,karınlarını doyuran,iş edindirmek isteyen gönüllülerimiz,hakları için mücadele veren vatandaşlarımız da var..

Herkesten çok müslüman geçinip ülkede binbir pisliği inançlar üzerinden örtbas etmeye çalışan inançtan nasiplenmemiş namus,insanlık kavramı olmayan çocuklarına,kardeşlerine,akrabalarına,yoldaki herkese tecavüz etme potansiyeline sahip ve fırsatları da değerlendiren hasta beyinli insanlarımız var.

Bunlar başına gelip de kızları öldürülebilir korkusuyla yaşayan ve bu durumu farkına varıp da çaresiz kalan insanlarımız,bu durumu kendi içindeki savaşlarıyla silmeye çalışmış kızlarımız da var.

Kendini bilmeyene kadar içip,içince şuursuzluğuyla her bir haltı yiyen sarhoş katil sürücülerimiz,kafayı çekip eline oyuncaklarını alıp keyfi yada kendine göre sebepli katliamlar yapanlarımız,annesinin içine şeytan girmiş diye öldürebilen cahil insanlarımız var.

Bunları yapanlara karşı bilinçli içenlerimiz de var taksiye binip hem kendi hem başkalarının can güvenliğini tehlikeye atmayan bilinçte olan,kendini aciz duruma düşürmeyip ceza verme yolunu oyuncaklarından geçmediğini bilen aslında şeytanın içlerindeki zayıflık olduğunu bilip destek alan insanlarımız da var.

Saatlerce banka kuyruklarında alacakları 5 kuruş parayı rezillikle bekleyen şanslıysa sırada ölmeden evine gidebilen yaşlılarımız,kapkaçcıya paralarını kaptırmadan evlerine gidebilen kıt bütceli memurlarımız,özel sektörde canları çıkana kadar çalışmış gecenin bir vakti evini bulabilen ve şanslıysalar arabaları kundaklanmadan yeni bir güne türban kriziyle başlayabilecek şanslı insanlarımız da var.

Devletin sağladığı sağlık imkanlarıyla,bitmeyen abuksubuk gündemleriyle bizi salak yerine koyup da memleketi yabancılara satan açıkları kaçıkları bitmek bilmeyen yasalarımızı düzenlemek umurlarında olmayıp yürüttükleri yasalarıyla,çalışanı daha da çalıştırmaya bazı parasızları ise sırtlarımızda taşıtan(hırsızlık,kapkaççılık,uyuşturucu çeteleri,kaçakcıları,organ mafyası,vs) bu devlet ülkenin geldiği hali görmezlikden daha ne kadar gelebilecek?İnsan kılığına girmiş acınacak bu insanları bu hale getiren devletin her yönden yetersizliği değil mi?Akli dengesizliği olana sağlık imkanı yok,okuyana iş imkanı yok,çalışana emeğinin karşılığı yok,evsize sahip çıkma yok,adam öldürene hakkı olan ceza yok,geçinemeyenlere psikolojik destek,terapi yok,işsize maddi destek yok,çocukluya verdikleri ek paranın yetersizliğinden bu ülkede halkın nasıl yaşadığından haberleri olan yok..Fakirleirmize verdikleri kömürün yanadığından sadece her tarafı dumana verdiğinden haberleri yok,yada bu da fakirleri gece uykularından apansızca kurtarmanın yolu mu?İnsan mı dediklerimize insan olduklarını hatırlatan hiçbirşey yok bozulmuş/üzerilerinde emanet durmuş sıfatları haricinde..

Herşey devletten mi beklenir diyenleriniz varsa da soruyorum hastaneye dişi için gidip acil dolgu yapılması gerekir yoksa çekeceğiz deyip 4 ay sonrasına randevu alabilen çoğunluklu halkımız bu olanakları içinde ne kadar ne yapabilirler?Devletimiz ne yapıyor bizler için?İnsan anlayışları ne?İnsanları bu pervasızlığa iten hep kendileri,sahip çıkması gerekenler kimler?Kimini kömürle,kimini öğrenci affıyla,kimini parayla,kimini türbanla,kimini kredi faiz oranlarıyla kandırdınız terörizmi azdırdınız,giden canlar vicdanınızı sızlatmıyor olabilir ama eminim bir gün tedavi edilmesi gereken psikolojisi bozuk pervasızlarımız sizin de canınızı yakacak sizin de başınıza silah dayayacak o zaman eliniz hangi açığa uzanacak??

Sadece insan haklarımızı,insanlığımızı istiyoruz daha iyi yaşam standartları için,mutluluk için..
:)

9 Şubat 2008 Cumartesi

ZAMANDA YOLCULUK

Topsy Kretts'den bir mim konusu daha :) " zamanda yolculuk gerçekleşse sizin gitmek istediğiniz 2 zaman dilimi ne olurdu?" cenazemiz nedeniyle teşekkürüm de cevabım da biraz geçe kaldı sanırım.


1-Kabarık eteklerin,korsajlı kıyafetlerin giyildiği dantel eldivenli ellerinde tuttukları şemsiyeleriyle sokaklarda gezen kadınların bulunduğu dönemleri (bu dinemin tam olarak hangi yıllara rast geldiğinden emin olamadım açıkçası,1950'lilerde de vardı ama yoğunlukla saray dönemlerine rastlıyor olmalı.)


2-Adem ve Havva zamanlarının ilk dönemlerini :)

Geleceğe gitmeye pek hevesli değilim hatta endişeleniyorum,herşey gitgide mahvoluyor maalesef :(

7 Şubat 2008 Perşembe

WHAT AM I???WHAT ARE THESE??






Kendimi eğlendirirken keşfettiğim,herkesin farklı yorumlarasahip olduğu üç fotoğrafım,fotoğraf denemem :p

5 Şubat 2008 Salı

İLK MİMİM

İlk mimim Topsy Kretts'den geldi,çok teşekkür ediyorum..Aynı zamanda bu konu için onu mimleyen ve beni de blogrolluna ekleyip bana bunu bildiren blogların tanrıçası Artemis'e çok çok teşekkürler.Bloğumun biraz desteğinize ihtiyacı var sanırım daha da oturup güzellşebilmesi için ;)
Mimin konusu->Olmasını İstediğim Mantıklı/Mantıksız Şeyler ve Bir Daha Dünyaya Gelsem.

Olmasını istediğim mantıklı şeyler:
1-Okulu artık bitirebilmek.
2-Dünya mutfakları üzerine tam donanımlı eğitim almak.
3-Sırtımdaki rahatsızlığımın düzelmesi.
4-Olabildiğince fazla dili ülkelerinde öğrenmek.
5-İyi bir dansçı olmak.
6-Kendime ait bir dergi sahibi,ajans sahibi olmak.
7-Sevdiklerimin yakınlarında hayatımı devam ettirmek.
8-Bir an önce daha da uzamadan işime başlamak.
9-Nba ve Efes Pilsen maçlarını stadyumda izlemeyi.
10-Ailemi üzmemiş olmayı.

Olmasını istediğim mantıksız şeyler:
1-En azından yaşadığım her şehirde buz pistleri olması ve buz pateni kayabilmek profesyonelce.
2-kuşbaşı ete kuşbaşı gibi aslında midenin de almayacağı bir isim verirken kıymaya neden "solucan" denmediğini bilmek istemek.
3-Dünyada varolduğumdan beri yanımda olan ama artık göremeyeceğim sevdiklerimi ölümsüz kılabilmeyi.
4-Fizik bölümüne baştan girmeyip dekorasyon/moda tasarım üzerine eğitim almayı.
5-Akraba diye anılan bazı insanların akrabam olmasını engelleyebilmeyi
6-Ailemi yıpratan,sıkıntıdan başka birey vermeyen,üzen herkesi uzak tutabilmeyi isterdim.
7-Atatürk ve Adile NAŞİT'i tanımış olmayı.

Vee yeniden dünyaya gelecek olsam "başka bir şehirde aynı çekirdek ailemle bazı akrabalarımın da içinde olduğu huzurlu bir yaşamı sürdürmeyi" isterdim.

1 Şubat 2008 Cuma

ÖRGÜM,PUZZLE,FİLMLERİM,2 KİTABIM VE KREMALI MASUM ELMA'M

Çok sevdiğim yemek sitesi Portakal Ağacı'nda gördüm geçenlerde bu tarifi ve hemen denedim,umduğumdan daha da süper bir lezzet çıktı ortaya.Yaptığım gün bitti ve bugün 2. kez tekrar yapıldı.İsmi de değişikliğe uğradı bende Kremalı Masum Elma olarak :) Sitede 2 krema alternatifi vardı,benim yaptığım şekildeki tarifi:

Malzemeler:5 adet sarı elma (diğer elmalarlada oluyor,onu da denedim :)
10 adet petitböre büsküvi
5 yemek kaşığı tozşeker

İç Dolgu Malzemeleri: her biri için ortalama 1 yemek kaşığı kuru üzüm
1 yemek kaşığı dövülmüş ceviz
Tarçın


Bunları bir kasede karıştırın.

Krema Malzemeleri:1 lt süt
2 yemek kaşığı buğday nişastası
1 yemek kaşığı un
Yarım su bardağından 1 parmak fazla tozşeker
1 paket vanilya
Pişirdikten sonra içine az bir parça tereyağ/margarin ekleyip karıştırınız.



Yapılışı:1-Elmaları soyup,şekildeki gibi dikine 2'bölüp içlerini oyun ve bir tencereye oyukları
aşağıya gelecek şekilde dizin.Üstlerine yarım yemek kaşığı tozşeker koyup,yarılarına gelecek kadar su ekleyip dağılmayana dek pişirin.


2-Tencereden aldığını elmaların içini iç dolgu malzemesiyle doldurup 1 adet petitböre büsküvi ile kapatıp,büküviler alta gelecek şekilde yanları yüksek cam kabınıza alın.

3-1 lt süte vanilya ve tereyağ hariç tüm malzemeleri ekleyip,iyice pişirin.Daha sonra tereyağını ve vanilyayı ekleyip tahta kaşıkla çırpın.Elmaların üstüne dökün.

4-Üstüne bol hindistancevizi,öbeklerine de tarçın serperek servis edebilirsiniz.İyice soğutun.Her iki halininde resimleri postta.


AFİYET OLSUN....


Not:İnanılmaz lezzetli,hafif bir tatlı.Aroması bol sürprizli,yerken keyif veren tatlılardan..Arzu eden olursa bence içine kuru kayısı da yakışabilir.

Bu aralar sürekli anneannem ve evim arasında mekik dokuma durumunda olduğumdan kendime ev dışı aktiviteleri bulma ihtiyacı hissettim.Karları gördükçe kendini kış moduna alan beynimin içindeki ilk fikir örgü oldu :) Rengine bayılarak bir ip aldım ve tek yaptığım uzuuun bir atkı örmek oldu,örgüden anlamam.İlk başladım kıvrık kıvrık solucan gibi bişey oldu,hediye edeceğimden içime sinmedi ve söküp haroşa yaptım,yanılmıyorsam haroşa deniyor.Beceremiyorum ama keyif alıyorum,oyalıyor o da bana yetiyor.Sökülen <- daki,yenisi -> daki..


Deepnote:Odamdaki maskotlarım çok yönlü olup,telefontutmaçlığı yapmak gibi fonksiyonel bir görevin yanı sıra bir aile olup kucağındaki Boby'den olan oğludur Tobleron'un,Boby de inşallah başka posta..Yanlarındaki de ortak dostumuz Elly ;)

EV&ANNEANNE ORTAK AKTİVİTESİ-----DVD filmler
1-The Pursuit of Happyness (Umudunu Kaybetme)
2-Feast Of love
*3-There Will Be Blood (Kan Dökülecek)
4-Disturbia (Şüphe)
5-l Am Legend (Ben Efsaneyim)
*6-No Country For Old Men (İhtiyarlara Yer Yok)
7-The Devil Wears Prada (Şeytan Marka Giyer)
8-30 Days Of Night (30 Gün Gece)
9-Ratatouille (Ratatuy)
Bugün izlemeye başlayacaktık,aniden bastıran misafirlerden sebep izleyemedik.Her biri ayrı ayrı güzel ve * 2 film Oscar Ödül'lerine aday,vizyona girmiş olan,çoğu son dönem çekilen filmler zaten izledikçe önerilerde bulunurum hepsinden umutluyum ama o zamana kadar alıp da izlemek isteyenlerin fikir edinmesi için şu siteye yönlendireyim ben...Şimdiden iyi seyirler.
Evde olanlar için de en güzel zaman geçirme yollarından birisi puzzlelar.Ben küçüklüğünden beri puzzlelar ile uğraşan biri olarak 26 yaşındayım ve ilk sıradaki hobim puzzlelar.Trabzon'a her gittiğimde 1 tane mutlaka ediniyorum,yaşadığım yerde sadece ve sadece bazı sitelerden edinebilme imkanım var.Son zamanlarda ise yaptığım bir çok puzzle da bozuyorum zaten aradan zaman geçince tekrar yaparım diye.İnsanın aklını çok güzel hakim alan,vaktin nasıl geçtiğini anlayamadığınız bence aynı zamanda da beyin cimnastiği yaptıran herkesin mutlaka 1 kere de olsa denemesi gereken bir şey.Doğumgünümde Ömer'in bana hediye ettiği puzzle ile uğraşıyorum bugünlerde,minyatür olanlarından 1000'lik tekrar tekrar teşekkür ediyorum ama benden tavsiye göz sağlığınız için uzak durun minyatürlerden.Kıyaslamanız için normal 1000'lik puzzle ile minyatür 1000'liğin birer parçalarının resmini koyayım şurayada daha anlaşılır olsun.
KİTAPLAR-BOOKS-LIBROS-BOEKEN-LIVRES-BÜCHER-LIBRI
Bir de 2 haftanızı evde keyif yaparak geçirebileceğiniz kış tatiliniz varsa vazgeçilmezler arasında gelir 1 fincan kahve ve kitaplar.Arkadaşımın okuyupta mutlaka ama mutlaka her Türk okumalı bu kitabı dediği Turgut ÖZAKMAN'dan "Şu Çılgın Türkler",bazılarınız kesinlikle diyordur "Yuuh daha yeni mi okuyacaksın onu!" diye ama bazı şeylere sıra geç gelebiliyor,bir de kitabın sayfa sayısını düşünecek olursak ruha da bağlı ertelenebilir araya başka başka kitaplar girebilir.Herşeyiyle belgeli bu kitabı okumadıysanız okuyun ben başladım,ilerlyen postlarda özet bilgiler ve alıntılarda veririm herhalde.Elimdeki 2. kitap da benim çanta kitabım, ev haricindeki yerlerde boş olduğum zamanlarda okuyorum.O da Ayşe KULİN'in "Foto Sabah Resimleri" adlı romanı,merak uyandıran,biraz bugünkü dizilerde görmeye alıştığımız tarzlardaki konulardan olsa da ilginç kılan yanları var,anlatımıyla sürükleyici bir roman,tavsiye ederim.. Dipnot:Ayşe KULİN bu romanıyla Türk öykücülüğünün en önemli iki ödülünü,1995 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü'nü,1996 yılında ise Sait Faik Öykü Ödülü'nü kazanmış bir başyapıt olarak kendinen bahsettiriyor:Foto Sabah Resimleri


Zaman yetmiyor diye hayıflanıyorum ne zamandır kendi kendime,son zamanlarda çeneme de vurmuştu da bakıyorum da ben bayaaa bişeyler yapıyormuşum gizliden,bunların haricindeki şeyleri de düşününce.Keyfim yerine geldi sanırım,hoşçakalın.

WANTED "BRC DİNÇKÖK"

"İnsan zihni yeni bir fikre uzandığında,bir daha eski
boyutlarına dönmez."
Oliver HOLMES
Şaka değil gerçekten aranıyor ama benim tarafımdan bir tek :) 'En büyük bilgelik,neyi ihmal etmemek gerektiğini bilmektir.'Bence en öncelikli şeylerdendir başkalarına verdiğimiz sözleri savsaklamadan yerine getirmek,sorumluluklarımız..Yaklaşık 1,5 yıl önce başlayan hikayemizi özetleyim,ne kadar kısa kesebilirim bilmiyorum:Başrolde malum Brc...İstanbul'a verlmiş siparişler,pasaportum(Ne işi var başkasında,ne saçmalık diye düşünebilirsiniz.Beraber bir seyehat planımız vardı ve acentaya götürdü işlemler için,sonra aksilik odu gidemedik.Tam gitmeye karar verdik,küçük bir trafik kazası geçiren Brc'nun kırığı yüzünden iptal ettik derken pasaport onda kaldı.) ve apayrı bir hikayesi olan Apple iBook..Hahahahaaaa sinirlerim gevşedi yine.
Brc'nun İstanbul'dan yaşadığımız şehre gelmesi aksayınca bana kargoya vereyim en iyisi dedi,pasaportu ve iBook'u (Tam da notebook'um bozulmuş ihtiyaç da duyuyorum)...Derken vs vs şeyleri bahane etti,erteledi,erteledi ve en sonunda öyle bir noktaya geldik ki Brc gelecek ve benim için sipariş edilmiş yığınla giysiyi de o alıyor ilgilenen ortak arkadaşımızdan..İnanın 1,5 yıl oldu hala gönderecek,verecek,yok elden gelen bişey sağa sola söylemekten başka,resmen mağduriyet :)
Kullanmadığı msn ve mail adresi haricinde eldeki materyaller anne,baba,abisinin cep tel nosu(defalarca aranan kardeşinden farkı olmayıp şu zaman bu zaman deyip eken,en sonunda arkadaşına "bana ne yaa" diyen ayrı bir terbiyesiz),1 adet abisinin arkadaşı,Brc'nun sevgilisinin cep tel nosu(o da arada ulaşılabiliyor) ve 1adet de kız arkadaşı ki bu son 3'ü de hayret şaşırıyorlar durumun hala devam etmesine :) Kız arkadaşını da çok defa aracı koyup kendiliğinden çoğunda "Lütfen sen ver ben yüzlerine bakamam çok mahçup oldum." deyip kızı da defalarca bekletmiş ekmiş bulunmaktadır kendileri..Bu arada da sevgilisiyle olsun ailesiyle olsun yurtdışı tatillerinde dolaşmakta oldukları zamanlarda olmadı değil,çok rahatız yani :) Ben bu insan evladı kadar saygıdan,terbiyeden nasiplenmemiş sorumsuz birini daha görmedim.Şu saatten sonra kesinlikle ama kesinlikle "Ne hali varsa görsün,lanet olsun herşey onda kalsın."demiyorum,diyemiyorum.Hem bu davranışlarına çok kızdığımdan hem de o sipariş dediğim giyeceklerin benim için önemli biri tarafından benim için seçildiğinden ve sipariş edildiğiden,onunda bunu bildiği halde bu kadar kaba vurdumduymaz davranmasının anına kar kalıp istediğinin olmasını ona hak görmüyorum :s Önümdeki Dinçkök ailesinin tüm sorumsuz fertlerinin engelleri karşısında 1,5 yıldır '...verseyi iyi olurdu ama neyse...' demiyor '...tüm kaçışlarına,terbiyesizliklerine "rağmen" başaracağım...' diyorum..
En son girişimim kız arkadaşından babasının cep tel nosunu istemek oldu,bulup mail atarım dedi 1 hafta önce hala cevap yok..İnsanları da bu yüzden rahatsız ettiğimi farkındayım çok da çekiniyorum ama Allah'tan onlar farkındalar durumu..
SÖYLEYİN BANA YERİMDE OLSANIZ NE YAPARDINIZ??
Sonuçlanmadıkça,uzadıkça üzülüyorum boşa mı kürek çekiyorum acaba diye ama tesellimde hazır hiç olmazsa kol kaslarım gelişir :) YOK YOK NE YAPARSA YAPSIN AZİMLE DEVAM ,,Hahahahaaa...

28 Ocak 2008 Pazartesi

...EVİMDEYİM...

Eylülden Ocak ayına kadar tam 5 kez gidip geldim Trabzon-Erbaa arasında,uzayan okulumun bitmek bilmeyen vizeleri ve final sınavları dolayısıyla :( bittim artık,Erbaada bir anda koşuşturma ve ruhsal yorgunluğa dönüşen hayatımızın içinde bu yolculuklara sonuncusunda dayanamaz oldum..burun akıntısı,öksürükler hatta boğaz ağrısı başladı..11saat süren dönüş yolculuğum boyunca bir an olsun gözümü açamayıp durmaksızın uyumamdan anlamıştım pilimin bittiğini..
Trabzonda sınavlara girmek haricinde neler yaptım,yaptık?Gizem,Ömer,Anıl,Emin ve Ebru(bu ben oluyorum) takıldık.10gün boyunca bizi evinde ağırlayan Gizemciğimizle arada gülme krizlerine girdik,puzzle yaptık az biraz :) azıcık da ağladık,Anıl ve Eminlere misafircilik oynamaya gittik(altlı üstü olup da bir de işin suyunu çıkartırcasına 'aa hadi yemeği burda yedik çayı da sizin tv büyük orada 'Yaprak Dökümü'nü izlerken içelim'..hurraaa yukarı :) Burkay'a netten ev bulma çabası,başarısızlığı..gecenin bir yarısı Gizemciğimizin koltuklarını annesine gösterme uğraşımız ve bir türlü becerip de ayarlayamadığımız kamerası..hapşuruk sonrası 'Çok yaşa','Sağlıklı yaşa' benzerilerine yeni bir enstantene kattı Gizem 'Başbaşa' gibi..onların oralarda öyle denirmiş :) bir de üzerlik otundan nazar tütsüsü yaparlarmış,ondan da nasiplendik..
Biraz üzerlik otunu bir tavaya koyup 7 adet kibriti ikiye kırıp ekleyen ve biraz da soğan ve sarımsak kabuğu da ilave edip tavayı ateşe koyun arada karıştırın..eğer hepsi yanarsa nazar yok kibritlerin bir kısmı yanarsa nazar var demekmiş..ocaktan aldıktan sonra bir üzerinden 3kez geçiyorsunuz,Gizeme saygıdan ve nazara inandığımızdan bizlerde geçtik dediği gibi.bir de duamızı ettik,oohh tamam rahatladık :) bu arada eğer yapacak olursanız bir kağıt üzerine ters çevirip 1 gece evinizde bekletin ertesi gün bir ağaç,saksı,vs dibine dökünüz..vee lütfen benimle dalga geçmeyiniz,faydalı bilgiler :)
Oldukça keyifli vakit geçirtti hasta hasta Gizem bize,herşey için çok çok teşekkürler tekrar..
Otobüsüm saat 7:30da kalktı.yanımdaki yol arkadaşım bu defa ilk kez tek aşına yolculuk yapacak olan Beste adında 11 yaşına yeni girmiş bir kız çocuğuydu..anne ve babası bana da talimatları bildirip tatil için anneannesinin yanına giden kızlarını uğurladılar..yol boyunca yazık ne annesinin hazırladığı yiyecek çıkınını anımsadı ne de gözlerini kırpabildi,ben ise yanında fosur fosur uyudum :) arada;
_herşey yolunda mı,sıkılıyor musun?beni istediğin zaman uyandırabilirsin sakın çekinme sadece çok uykusuzum ve gözlerimi açamıyorum,dedim..
arada parmak uçlarıyla beni dürtüp gayet çekingen halleriyle;
_Burası neresi?
_Çarşamba
_Samsunu geçtik mii?
_Hayır,bende orada ineceğim için rahat olsun,Besteciğim
_Ama sen uyuyorsun,nasıl fark edeceksin ki?
_Sık sık uyanıyorum ve herşey bir tarafa muavin biliyor.
_Ama Çarşamba diye bir yer yok Atlasımda? :(
Çıkarıyor çantasından Atlasını hatta Bilim Çocuk dergilerini
_ İşte burada diyorum,rahatlıyor...Hadi sende uyu biraz..
Vee uyuyor,uyandığında 15dk lık yolumuz kalmıştı ve benimki içi rahatlamış halde yiyeceklerini hatırlayıp ne var ne yok döktü önüme..Samsuna geldiğimizde hemen teyzesine sarılıp bana el salladı.
_Besteeee!!Valizini unuttun :)
Bir de kıza sık sık Defne dedim ne alakaysa,sinir oldum kendi kendime..çok yorucu bir yolcuğun ardından babam karşıladı beni ve ananeme bıraktı,annemin yaptığı nefis yemekleri kuzenimle midemize indirirken bir kez daha dua ettim şükrettim inşallah Allah aile huzurumuzu bozmaz ve acımızı unutturacak acı vermez diye..bahsettiğim üzücü durumu yazmak istemiyorum,çünkü bloğumda sürekli olduğunu bilmek beni mutsuz ediyor..2.dönem 1.vizelere kadar evimde ailemleyim,istanbulda çalışma durumum olmazsa ki umarım olur,buna ihtiyacım var..

20 Ocak 2008 Pazar

4 YENİLİK BİRÇOK GÜZELLİK

ALL'dan alıntılar::her satır mutlu edecek cinsten,hadi başlayalım.
All,aylık alışveriş ve moda dergisinin bu ay ki sayısındaki birkaç linkten ve vs den bahsedeceğim şimdi..ilki En Portatif Ev:Verdier firmasının Volkswagen Minibüs'ü ilk yaratan Westfalia ile işbirliği yaparak yarattığı 'The Verdier Solar Power' minibüs..adından da anlaşıldığı gibi enerjisini güneşten alıyor,hava durumuna göre rotanızı belirleyen bu mucizevi araç benim için,yol boyunca sizi bilgilendirdiği gibi internete de bağlanabiliyor..Minibüs,2007 Caravan Tasarımı Ödülü'nün de sahibi ve sadece 69 bin dolar..daha fazla ayrıntı için burayı tıklamanız yeterli->
İkinci mevzusu ise En Güvenli Mail başlığı altında anlatılmış:şimdi dikkat ile alıcalarınızı açın çünkü birazdan süper bir linki tıklayacağız,deneyeceğiz hep beraber :) anında pardon 5dk sonra yok olan mail..tatataaam....şimdilik bu durumu çürütecek bir yazılım çıkana kadar ki umarım ben bunları yazarken başka yerlerde bulunmamıştır mucizevi sayılabilecek bir link ile tanıştırmak istiyorum sizi bu minik mucizevi programı indirip gerek sevmediklerinize,gıcık olduklarınıza gönlünüzce sayıp sövebilir,arkadaşlarınızla dalga geçebilir,platonik aşkınıza ilanı aşk edip sonrasında 'Ne kim ben mi mail atmışım,ne zaman,hadi canım daha neler bir de bunları şunları demişim sende inandın yani?' bir hamle karşı taraftan 'Bak işte???? zankk zunkk..buradaydı önemsizlerde miydi acaba?aa dur diğer mailimde olmalı!' nafile çünkü sizin mailiniz okunduktan 5dk sonra kendi kendini imha edip sırra kadem basanlardan,hahahahaaa...vallahi ben bayıldım insan yapabileceklerini düşününce bile kendinden geçip mest oluyor,hem-men deneyin :)


En Devasa Tetris başlığına da rastlıyorsunuz ocak sayısında,bana en keyifli gelen de bu oldu artık yaratıcılığın ve üretmenin mükemmel sonucu görüp de kayıtsız kalmak baki kusura girerdi bencee ;)Finlandiya'nın başkenti Helsinki'nin en meşhur yurt binası 'Mikontalo'da kalan ve canı sıkılan 'Tampere Teknoloji Üniversitesi' öğrencileri zıpırlık yapıp bölümlerinin de avantajını kullanarak binlerce led ışık,perde,kablo kullanarak binanın camlarından dev bir tetrıs yaparlar..bu oyuncağa ana maddenin adını yani yurtlarının adını 'Mikontalolights' (Mikontalo ışıkları' adını verirler,kurdukları bir yazılımla da bu dev oyuncak binayı cep telefonu ve benzeri kablosuz cihazlarla yönetilebilir hale getirirler..bu dev oyuncakla oynamak isterseniz yolunuz Helsinki'ye düşüp de öncelikle linklerine bir göz atın,bol eğlenceler,deneyimi olan birileri çıkarsa paylaşıma hazırız :) ha,bu arada bu oyuncakla oynamak için binlerce kişi sıradaymış,birilerinin binalarla oyuna bakış açısı bazılarından farklı..bazı müteahhitlerimizi de yönlendirsek mi acaba binalarla oynamanın hırsızlık malzeme çalma çırpma haricinde de yolları olabileceğini görmeleri için,ne dersiniz?




Ve sonuncusu da oyunla başlamışken oyunla bitsin istedim,En Büyük Bulmaca:213cm(W) x 213cm(H) boyutlarındaki bu devasa bulamacayı çözmek için sahip olmak yeterli değil,bir de bulmaca çözecek ölçüde ingilizce bilmeniz şart!!'Dünyanın En Büyük Bulmacasına' (World's Largest Crossword)' fire box a ait bu linkten 27,70 Euro'ya sahip olabilirsiniz,keyifli zaman geçirmenin alternatif yolu olabilir.

19 Ocak 2008 Cumartesi

BEN BURDAYIM!!

Aylardır blog oluşturma isteğim vardı,bir türlü sorumluluk almayı beceremedim...aslında ben her gece uyumadan önce bloğuma yarın başlayacağım hatta şunları bunları yazayım diye ooo bir sürü ardı ardına dizilmiş cümleler,yazıyorum kafadan ama geçip de pc başına yazmak kısmet olmadı..babasına göre okulu biten ama dersleri bitmeyen bir kızım ve bu yıl ailemin yanına geri dönüp sınavlara gidip gelme kararı almış birisiyim..yine niyet ettim taaa eylül aylarında ki hadi vaktimde bol güzel bir bloğun zamanı diye.ekimde başımıza gelen üzücü bir olayla bugüne uzandı benim ufak çapımdaki maceram :) bugün sinema çıkışı eve dönüş yolunda karar verdim yazmaya..
Büyük Hazine filmini izlemeyi düşünenler varsa seri ilerleyen,izlemesi güzel biraz da bana göre Da Vinci Şifresini andıran onun hafifletilmiş hali gibi bir filmdi..çok fazla beklentiye girmeden izlerseniz keyif alabilirsiniz,nitekim ben keyif aldım çünküü ne fragman ne konu pek bilmeden girdim,izledim ve çıktım :)

Dönüş yolunda kıyı boyunca Trabzonu uzaktan izlerken benim güzel çalışan beynim yine demini almış olacak ki şehrin ufaklı büyüklü yanyana dizilmiş binalarının ışıklarını ışık şekline girmiş insan olarak algılamak istedi ve ileride sahip olacağı bebeğine(şimdilik öyle bir durum yok yani evli bile değilim,sağlam adayım :) dair bir plan yaptı,doğduğu andan itibaren hayatına giren ve hatta en azından bir kelimeden de oluşmuş olsa cümle kurmuş iletişime geçmiş olduğu herkesin fotoğrafını çekeceğim..hepsini peşpeşe sayfalara yapıştırıp yanlarına da ufak notlar belki de yaşadıklarını yazdığım bir kitap oluşturacağım.renkli dünya insanlarından oluşan geniş yelpazelerinin içinden her kültürden insanı barındaracak bir kitap..ben böyle birşeye sahip olmaktan mutluluk duyardım,umarım onun da mutluluğu büyük olur ardı ardına sıralanan onca insanlara bakarken..
yarın görüşmek üzere...