Hıncal ULUÇ'un bu haftaki pazar neşesi...
Okumayanlar ve de gözden kaçıranlar için burada:
İki yakası bir araya gelmediği yetmiyormuş gibi, bir de krizin gazabına uğrayan adam çareyi kriz uzmanı Mişon'a gitmekte bulmuş.."Bak" demiş Mişon, "Söylediklerimi yaparsan, bırak krizden kurtulmayı krizle alay bile edersin. Acele gidip hemen aletinin üzerine 500 Euro dövmesi yaptır." Adam şaşkın şaşkın bakarken Mişon izah etmiş..
"Bunun krizde üç faydası var..
Bir.. Devamlı para ile oynarsın..
İki.. Paranın büyüdüğünü görürsün..
Üç.. Borç isteyene seve seve verirsin."
Yaşadıklarımdan, çoğu zaman yaşamadıklarımdan hayalgücüyle varolan cümlelerim...Kimse altında benim hayatımı aramasın çünkü nereden eserse orada var oluyor yazılarım; gazete haberlerinde, mahalle dedikodularında, denediğim tarifte, dinlediğim bir uzmanın konuşmasında, izlediğim bir filmde, bir şekilde her yerde...
5 Mayıs 2009 Salı
21 Nisan 2009 Salı
OkAAAn
Tapılası adam deyip abartmak geldi içimden tam da şu an. Çoğu insan sinir olsa da Okan BAYÜLGEN'e eminim onu anlayanlar enyi neden yaptığının ayarını tutturabilenler seviyordur hatta takdir ediyordur. Kendilerini severim ve de takdir ederim. "Sade Vatandaş" programı da gerçekten iyi. Geçen gün şam şeytanı akıl adamı bu adamın "Dünya Bir Oyun Sahnesi" adlı programda ağzından çıkanların alıntı yapıldığı bir yazıya rastladım. Beni bir kez daha hayran bıraktırdı bakış açısına su götürmez zekasıyla. Eşiyle ilişkilerinin başlangıcından bahsettikten sonra "Aksine, şöhretim ve karizmatik hareketlerim bana çok zarar verdi. Ama bu kızla sevgili olmayı, çocuk yapmayı ve evlenmeyi başardığım için müthiş mutluyum. Bu uzun yıllar devam eder!" demiş ve eklemiş, işte bana vayy bea bir erkeğin bakış açısının böyle olduğunu bilmek bile ne büyük güzellik dedirten cümlesi : "Kadının içinde bir fabrika ve çocuk imalatı var. Böyle bir şeyi imal eden Allah'tır. Allah'tan korkuyoruz değil mi? O zaman bir kadından Allah gibi korkmamız lazım!" . Nokta
11 Nisan 2009 Cumartesi
MİNİKLERİMİ BEKLİYORUM

Sınavlara çalışma süreci havaların geçişi derken stresle karışık bir yandan da rahatlama karmakarışık geçiyordu ki günlerim Elvan'dan gelen telefonla keyfim tam yerini buldu. Şimdi Trabzon'da evimde miniklerimi bekliyorum. Saatler kaldı, onları burada göreceğime inanamama& heyecan& mutluluk öyle iyi geldi ki bana, moralim tavan yaptı. Hadi gelin artık sabredemiyorum sizi kucaklamak için ;)
31 Mart 2009 Salı
DİNLER & KUARK'S & BİLİM
ÜÇLEME
BİR
BİR
KUARK'S
*** "1963 yılında Murray GELL-MANN ve George ZWEIG birbirlerinden bağımsız olarak baryon ve mezon olarak sınıflandırılan parçacıklar kesirli yükler taşıyarak daha küçük parçacıklar oluştuğu önerisinde bulundular.GELL-MANN bu parçacıklara KUARK adını verdi."İKİ
BİLİM
Atomları oluşturan en küçük parçacıkların proton ve nötronlar oldukları sanılıyordu. Hepimiz lisedeki kimya ve fizik derslerinden anımsarız değil mi? Ancak çok yakın bir tarihte, atomun içinde bu parçacıkları oluşturan çok çok daha küçük parçacıkların varlığı keşfedildi. bkz. *** Aslında "kuark" sözcüğü ilk kez İrlandalı yazar James Joyce tarafından "Finnega'nın Uyanışı" adlı romanda kullanıldı. M. Gell-Mann bu romandan çok etkilenmiş olacak ki hiçbir özel anlama sahip olmayan bu kelimeyi O'na ileri ki yıllarda Nobel Fizik Ödülü'nü almasına sebep olacak bulduğu parçacığa ad olarak seçmiş. Daha sonra da bu parçacıkları incelemek üzere "Parçacık Fiziği" isimli bir fizik dalı da doğmuş oldu. bvwoepnmö Bu post "Temel Tanecik Fiziği" dersime döndü. Ama çıkış noktam da dün ki ders olduğundan normal gibi değil mi?? ;)İnsan aklının kavrama sınırlarını aşan küçüklükteki protonu oluşturan kuarkların boyutu ise tabii ki daha da zorlayıcı sınırlarda sadece ama sadece 10(-18) yani 0,0000000000000000001 metre !!! 3 ana gruptan ve 6 farklı şekilden oluşan kuarkların tamamına ise "hadron" deniyor. Hadronlar da "kuark" ve "karşı kuark" olmak üzere 8 tür mevcut.
ÜÇ
DİNLER
8 hadron ve atom arasındaki bağıntı da budizm felsefesiyle karşı karşıya kalıyoruz ki bu da ayrı bir din-bilim ilişkisi bu posttaki. Budizm de hepimizin bildiği gibi öğretiler vardır. Buda'nın öğretileri Dharma olarak adlandırılıyor. İnançla değil, ancak kişisel deneyimleme ile bir üstün farkındalık durumu oluşturulabilir ve aydınlanmaya ulaşılabilir. Bütün Budist okullarında itibar edilen öğretiler, "Dört Yüce Gerçek" ve "Sekiz Aşamalı Asil Yol"'dur. Atomların iyi hareket sergilemeleri de bu 8 hadrona bağlı kılınmış ve budizmdeki "Sekiz Aşamalı Asil Yol"'la bağdaştırılmıştır. Galiba çok kötü ve yanlış anlaşılabilecek bir cümle kurdum :( Yazımın tamamını okuyacak kadar ilgisini çeken birileri eminim anlayacaktır ne demek istediğimi. Bu kadar bahsetmişken bu sekiz maddeyi de öğrenelim mi?
Hikmet/Bilgelikle ilgili olanlar:
1.Doğru bakış açısı, doğru görüş.
2.Doğru niyet
Ahlak/Etikle ilgili olanlar:
3.Doğru söz
4.Doğru davranış
5.Doğru/namuslu kazanç
Zihin eğitimine/Terbiyesine/Meditasyona yönelik olanlar:
6.Doğu çaba
7.Doğru bilinçlilik/farkındalık/uyanıklık/dikkat
8.Doğru konsantrasyon
Diğer yandan
Davud'un Kalkanı/Yıldızı olarak bilinen bu sembol
ü aslında fizikçiler Kuarkların gösterimi olarak kullanıyorlardı. 1961 yılında Gell-Mann ve bundan bağımsız İsrail askeri görevlisi olan Nueman hadronlar için '8 katlı' olarak adlandırılan matematiksel yapının olduğunu da göstermiş ve bu sembolün köşelerine birer kuarkı merkezine de iki kuarkı yerleştirip daha sonra da İsrail bayrağında bu sembolü kullanmışlardır. Bilime bağlı herşeyi dinleriyle özdeşleştirdikleri su götürmez bir gerçektir. Bilimin bizim toplumumuz da bugün dahi çok da ön planda olmayan ilerlememesi gelişmemesi için her türlü çomağın sokulduğu da bizim gerçeğimizdir...Bu bayrağın alt ve üst tarafındaki mavi iki şerit ise yahudilerin dua ederken üzerilerine giydikleri tallitin üst ve altındaki iki çizgisidir.
Davud'un Kalkanı/Yıldızı olarak bilinen bu sembol
ü aslında fizikçiler Kuarkların gösterimi olarak kullanıyorlardı. 1961 yılında Gell-Mann ve bundan bağımsız İsrail askeri görevlisi olan Nueman hadronlar için '8 katlı' olarak adlandırılan matematiksel yapının olduğunu da göstermiş ve bu sembolün köşelerine birer kuarkı merkezine de iki kuarkı yerleştirip daha sonra da İsrail bayrağında bu sembolü kullanmışlardır. Bilime bağlı herşeyi dinleriyle özdeşleştirdikleri su götürmez bir gerçektir. Bilimin bizim toplumumuz da bugün dahi çok da ön planda olmayan ilerlememesi gelişmemesi için her türlü çomağın sokulduğu da bizim gerçeğimizdir...Bu bayrağın alt ve üst tarafındaki mavi iki şerit ise yahudilerin dua ederken üzerilerine giydikleri tallitin üst ve altındaki iki çizgisidir.
4 Mart 2009 Çarşamba
PLEASE HELP ME
Bana şimdiye kadar blogumdan yorum bırakarak farklı yollardan iletişime geçmek isteyen okuyucularım olmuştu. Birisi Makedonya'dan Bay Gina'ydı, yanılmıyorsam özel bir tv için çalışıyordu. Diğeri de Denizli'de yaşayan bir mühendis Bay Mengütay. Msn den kurulan sohbet, güzel tartışma konularımız olmuştu. Zaten Barış'ın bıraktığı yorumlara rastlayanlar bilir sert çıkışan siyasi cümlelerini. Hatta bir keresinde ikimize yorum bırakan biri vardı, bir isimsiz: Pis komünistler.... şeklinde giden. Her neyse konuyu saptırmayayım. Yeri gelince yorumlardan, yeri gelince takip ettiğim bloglarından bildiğim bir sürü düşüncelerine ve fikirlerine değer verdiğim süper beyinler var. Biri de sensin Goddess Artemis :)
Çevre fiziği dersimin ödevi için bir konuya ihtiyacım vardı. Araştırdım ve karar verdim: Google gibi arama motorlarının karbondioksit salınımı ve ozona etkileri. Dolayısı ile dünyamıza etkileri, bizim yaşantımıza etkileri. Bakalım dert yandığımız şeylerin kaçta kaçını aza indirgemek bizim elimizde ve ne kadar zor yada kolay?
Eğer bu konu ile iligili araştırması olan, her hangi bir kaynak yada makale, vb. önerilerde bulunacak olanlar bana yardımcı olursanız çok sevinirim. Mayıs ayına kadar vaktim var.
Çevre fiziği dersimin ödevi için bir konuya ihtiyacım vardı. Araştırdım ve karar verdim: Google gibi arama motorlarının karbondioksit salınımı ve ozona etkileri. Dolayısı ile dünyamıza etkileri, bizim yaşantımıza etkileri. Bakalım dert yandığımız şeylerin kaçta kaçını aza indirgemek bizim elimizde ve ne kadar zor yada kolay?
Eğer bu konu ile iligili araştırması olan, her hangi bir kaynak yada makale, vb. önerilerde bulunacak olanlar bana yardımcı olursanız çok sevinirim. Mayıs ayına kadar vaktim var.
9 Ocak 2009 Cuma
ZeYTiNyAğLı KeReViZ

ZEYTİNYAĞLI KEREVİZ
Malzemeler:
3 adet kereviz
1 adet orta boy havuç
1 adet büyük boy patates
1 adet kuru soğan
1-1,5 adet limon
3 adet büyük portakalın suyu
Yapılışı:
1. Kerevizleri saplarından ayırıp, temizleyelim ve 1 limon suyu ya da 1/2 limon suyunu su ile karıştırıp kerevizleri içinde beklemeye bırakalım.( Yüzeyine kadar çıkacak su.)
2. Havucumuzu, kuru soğanımızı ve patatesimizi kuşbaşı doğrayalım.
3.Tüm malzemeleri tencereye koyalım, yarım limon suyunu, 3 adet portakalın suyunu, 2 adet küp şekeri ekleyip üzerine zeytinyağı gezdirelim ve yüzeyine çıkacak kadar suyu ilave edip kısık ateşte pişmeye bırakalım.
4. Sebzeler hafif yumuşamaya başlayınca içine kerevizleri de ekleyelim ve tuzunu da ayarlayalım.
5. Tüm sebzeler pişince üzerine ince kıyılmış kereviz saplarını serpelim ve kapağını kapatıp dinlenmeye bırakalım. Soğuyunca servis tabağımıza alalım.
Gerçekten çok leziz oluyor, geçen gün son dakika misafirlerimize pişirmeye karar verdiğim de ilk aklıma gelen annemin ki gibi olmalı deyip annemi aramaktı. İlk denemem de bu denli lezzetli bir tat elde etmemin nedeni herkesin çok da kullanmayı tercih etmediği portakallar diye düşünüyorum. Lezzeti garanti bu zeytinyağlıyı paylaşmayı çok istememin nedeni kesinlikle tadı ve yapılışının pratik olması.Fotoğrafını ekleyemeyişimin neden ise hemen servis tabağının dibinin gözükmesi ;) Afiyet olsun. Bu arada biraz mayhoş tabii belki portakalı 2' ye indirebilirsiniz.
7 Ocak 2009 Çarşamba
31 Aralık 2008 Çarşamba
YENİ YIL ESKİ YIL, NELER GÖTÜRDÜN GETİRDİKLERİN NELER OLACAK Kİ???
Reason to Believe - Rod Stewart
2 yıl öncesiydi, anneannemlerdeyiz tam da bugün. Kalabalığız oldukça, labirent gibidir yaşadıkları yapının içi de dışı da. Teraslar arası geçişler vardır cicianneye (notun dibi : annemin yengesine derim ben böyle, üveylik durumları değil yani..) , rahmetli Arize nineye...
[26 Aralık: Telefonum kapalıydı, 15:30 gibi fark ettim, açtım ve annemi aradım. Yorgun sesiyle
Annem: Ebruu
Ben: Anneee, ne yapıyorsun? Telefonumun kapalı olduğu yeni fark ettim ve açar açmaz seni aradım, bugün aramamışsın beni.
Annem: Babaannemin başında bekliyorumi ne yapayım.
Ben: Bugün nasıl Arize Nine?
Annem:Yerde yatıyor işte.
Ben: Neden yerde yatıyor ki?!!!
Annem: Çünkü öldü.
Ben: Öldü mü? Bana neden söylemedin? Nasıl yani öldü mü şimdi! Ben seni arayacağım, iyi değilim anne. ]
Neyse anlatmadan geçemedim, devamını anlatıp da o günü tekrarlamayı istemiyorum, en azından bugünü baş ve göz ağrısı olmadan geçireyim ;)
Kalabalık, herkes bir orada bir burada. Harala gürele bir curcunayla geçen saatlerin ardından tüm nefesler birleşiverdi ciciannelerde. Müzik cd hazırladık hemen kuzenle, yengem aradı "Ebuş üst çekmecede rujum var, onu da getir gelirken."
Ruj, cd, kamera, içki, aperatifler, çerezler, çerezler, çerezler... Süsler içinde bir teras ve adeta kıyafet balosuna gitmişsin izlenimi yaratan yetişkinler. Belki de doğru kelime değil bu ya sadece yüzlerine yaptıkları abuk makyaj ve vücutlarına doladıkları bırbınlar... Galiba kar da vardı, vardı, vardı. Ciciannemin kalburabastıları da vardı.
Eğlendikçe eğlendik, güldükçe güldük. Coştuk, dayımın dedemlere çaktırmamak adına el altından verdiği viskiler ardı ardına sıralandı tüm gençlere. Nurgül geldi sonradan aramıza, elinde kocaman bir yeni yıl pastası, elleriyle yapmış, lezizdi le-ziz! Nil'den bir parçayı ve bir de "Pump It'' 'i yine yine dinlemiştik. Aslında kayıtları da hala izlememiş olduğumu şimdi fark ettim. Bunları yazarken bile sızlıyorsa burnum izlemek şimdilik mümkün değil anlaşılan. Eniştem, Dayım, Yengem, Arize Ninem içten gülüşünüzü hiç unutmadım, bize oralardan gülücüklerinizi gönderin. İyiliklerinizi hissettirin. Dualarım hep sizlerle, yerinizde rahat olun. Bizi huzur içinde bekleyin.
Nasıl girersen yeni yıla öyle gider faso fisosu, yılın son aylarında hortlamıştı zaten. Hortlayan faso fiso kısmı kesinlikle. İnanmadığım lafın ispatı olmasaydı keşke. Kimin nerede oturduğunu, dayımın mimiklerini, yengemin sesini herşeyi an be an öyle net hatırlıyorum ki. Önemini çoktan yitirmiş yeni yıl kutlamarı, artık 2 yıldır hüzünlü, evdeysem huzursuzluk veren hep kalabalıklarla geçirmek istediğim sevimsiz tuhaf bir hal aldı. Geriye atmak istedikleriminin sesini duymamak için olsa gerek.
Şükürler olsun, acımızı unutturacak yeni bir acımız olmadı, sağlık sorunu, o, şu, bu yok işte sorunlar yoktu bu yıl. Yeni yılda da olmasın. Hep geçmişin hüznü olsun, mahsunluğu, burukluğu olsun. Hayatımıza sevinçler dolsun, huzurlu, sağlıklı, başarılı, mutlu, güzel kazançlı, sevgi dolu dostluklar, gülüşmelerle dolu keyifli anlar olsun.
Üzüntülerin, sıkıntıların, kötülerin ve kötülüklerin eski yılda kaldığı, herkes için yeni yılın tüm güzellikleri kucakladığı bir yıl olması dileğiyle. Mutlu seneler!!!
7 Aralık 2008 Pazar
KISA BİR BOŞLUK
Uzun zamandır yazamadığım blogumda yakın zamanda paylaşmayı plandığım çok şey var, bir sürü yenilikler :) Ama benim biraz daha zamana ihtiyacım var, biraz daha kendime, biraz daha bize. Bu arada birçok blog arkadaşımı okumaya gayret ediyorum.
Nice bayramları yüreğimizde daha fazla acı olmadan karşılamak nasip olsun. Herkese iyi bayramlar...
Nice bayramları yüreğimizde daha fazla acı olmadan karşılamak nasip olsun. Herkese iyi bayramlar...
22 Kasım 2008 Cumartesi
UÇUK KAÇIK
İllüstrasyon Elif S. DAĞ'a aittir.
Uzun zamandır yazamamamdan da anlaşılacağı gibi koşuşturmalı ve stresli dönemin içindeydim. Tek bir sorun haricinde herşey yolunda. Ha bu arada ben nasılım, berbat :P 26 yıllık hayatımda ilk kez dudağımın alt ve üst kısmında aynı anda uçuklar çıktı. Üst dudağımın 1/3' ü alt dudağımın 2/3' ü uçuklarla kaplı, 3. gün doldu ve benimkilerde düzelme olsa da pek de iyi durumda sayılmam :( Kafamı ne zamandır kurcalayan şu dertten de kurtulsam başka da birşey kalmıyor herhalde huzurumu kaçıracak.Bir de öğrenci affı durumu, beni kapsamadığını tam anlamıyla öğrenmiş bulunmaktayım ki bu da ayrı sorun. Oysa çok umudum vardı. Almak istediğim dersleri nasıl seçeceğime dair tüyoları almış, strateji belirlerken olacak iş değildi bu haber. Bunda da vardır bir hayır kaderciliğini benimsemekteyim. Allah'ım yardımına ihtiyacım var, hadi duy sesimi ve dualarımı kabul et, lütfen...
