16 Eylül 2009 Çarşamba

KANDİL& DUTTİM&DAYIM ÜÇLEMESİ=PRAYER FOR ME AT THIS NIGHT

Dayımın da doğumgünüydü eğer aramızdan ayrılmasının 2. yılı dolmak üzere olmasaydı bugün 52. yaşına girecekti. En yakınım Burçin'imin 28'ini karşılaması gibi. Allah Duttim'e nice güzel yaşlar yaşamayı nasip eder inşallah. Kadir gecesinde tüm sevdiklerim ve kendim için iyi olacak herşeyi yaşamamız için dua edeceğim.&Dayımın doğumgününü kutlamak nasip olmasa da Onlar için de rahmet dileyeceğim, oldukları yerde huzurları olmasını ve bir gün orada da birlikte aydınlıkta olmayı isteyeceğim. Sesimi duyacağına inanıyorum, Onlara ileteceğine ve ........ nicesine. Dualarınız kabul olsun.

Burçinciğim, canım seni çok seviyorum, eskisi gibi dipdibe olamazsak da biliyorum iyi niyetlerimiz birbirimizi kollamaya devam ediyor. Bir gün yine aynı şehirde olmak dileğiyle cicim. Nice mutlu yaşlara.

8 Eylül 2009 Salı

VAVİEN-1 ENGİN GÜNAYDIN FİLMİ

Dalgalarımda 11.08.09 tarihinde sörfe başladım, 09:30 sularıydı...
44' e 3 take 1
Çak
Speed
Ve tüm geyikler yaşama dahil olur, 3 sahnede yer alırız. İnanılmaz oyunculuk sergiler, en iyi yardımcı bayan ödülüne oynarız :) :p Annemi de sürükledim, ayağımıza kadar gelmişler bundan güzel hatıra mı olur! Ekip sıcakkanlı, Önder&Serkan daha da... Çekimlerle başlayan arkadaşlık güzel bir dostluğun bahanesi oldu. Sıkıcı günlerde keyfim geldi yerine sayelerinde. İkisinden ibaret değildi tabii ama tüm ekibi de saymayım şimdi şuracıkta. Sıkça gerçekleşen set ziyaretleri, dönen muhabbetler, şahin tepesi sohbetleri, sinema macerası derken gidiverdiler. Tüm bunlar yerini günlük birkaç posta telefonlara, msn buluşmalarına ve kısmen facebook iletilerine bıraktılar :( Ayrı bir hoşluk, ayrı bir deneyimdi...

Oooo, dünyanın, tabii ki daha ağırlıklı Türkiye'nin bir çok yerinden aramalar oluyor VAVİEN'e dair ve benim bloguma yönlendirmeler. Bilmem gerekenden daha fazlasına sahipken ufak çaplı bir aydınlatma gerekli :s Sıkça sorulan soruları aklımda kaldığı kadarıyla yanıtlayacağım.
**Burhan ALTINTOP karakterinin olduğu bir film değil! Karakteri canlandıran Engin GÜNAYDIN'ın senaryosunu yazdığı Yağmur&Durul TAYLAN biraderlerin yönettiği bir film "Vavien".

**Vavien nedir? -> Türkçeleştirilmiş hali "Gitti Geldi" gibi bana göre dandik bir çeviriye maruz kalmış devre modeli. Bir elektrik akımını farklı iki anahtardan kontrol altına almaya yarayan devrenin, bağlantının ismi. Genellikle birden çok kata sahip yerlerde olur bu bağlantı, bir kattan yakarsın ve diğer kattan söndürürsün ya da oldukça uzun kolidorlara sahip mekanlarda...

**Filmin ismi neden "Vavien"? -> Filmde Engin GÜNAYDIN ve abisi Settar TANRIÖĞEN elektrikçi dükkanına sahipler, iki kardeş burayı çalıştırıyor. Bence dikkat çeksin diye seçilmiş tamamen ve bir de senaryoda da mevzu bahis bu devrenin kurulumu. İnsan ilişkileri elektrik akımı vs gibi söylemler değil bence bu ismin oluşu. Bence ;)

**Kimler var? -> Baştan uyarayım bu kısım biraz uzun.Tartışmasız iyi işlere imza atmış sağlam isimler var:


Engin GÜNAYDIN->Elektrikçi Celal


"Bir Demet Tiyatro"nun "Zabıta İrfan"ı, "Zaga"daki skeçleriyle ardından "O Hikayelerdeki Mal Benim" adlı stand-up gösterisiyle dikkatleri üzerine çekmeyi başarmışken ardı ardına birçok dizi ve filmde de rol aldı. "Avrupa Yakası"nın Burhan ALTINTOP'u bugün ise kendi yazdığı senaryosuyla, başrolünde oynadığı filmini memleketi Erbaa'da çekti.

Binnur KAYA-> Elektrikçi Celal'in eşi Sevilay

"Avrupa Yakası"nın "Şahika KOÇARSLANLI"sı ve aynı zamanda "Dilber Hala"sı rol aldığı sayısız projelerle sivriliyor, çok sevdiriyor kendini ve başarısını her defasında daha da perçinliyor. Ben Ona özetle "Kraliçe" diyorum.

Settar TANRIÖĞEN->Celal'in abisi elektrikçi Cemal

Pozitif insan, "Bir Demet Tiyatro"nun "Saldıray"ı, "Eşkıya"nın "Kız Naci"si ve sayamayacağım bir sürü yapımın gözde oyuncusu...

Ercan KESAL->"Üç Maymun"un "Servet"i bakalım burada Celal'in yanında mı yoksa karşısında mı? Daha fazlası isminin üzerinde...


İlker AKSUM->Televizyoncu Sabri

En son Onu "Canım Ailem"in "Halim"i olarak izledik, bir zamanlar "Yabancı Damat"ın iş beceremez damatı "Ruşen"di. Favori oyuncularımın başında gelen bu ismi filmde çok göremeyecek olsak da varlığı da yetecektir.

Şinasi YURTSEVER->Hanife'nin kocası Hüseyin

"Yabancı Damat"tan hatırlayacağınız bir isim baklavacı yamağı, evin yardımcısının eşi "Hamido"su...

Tayfun SAV->"Kurtlar Vadisi"den tanıdığınız "Mito", bu sezon "Hanımın Çiftliği"nin "Paşazade"si olarak ekranlarda yerini alacak...Ha bir de birçoğumuz Onu "Kavak Yelleri"nde Efe'nin babası "Salih KAYGISIZ" karakteriyle tanıyor.

Binnaz EKREN->Sevilay'ın yakın arkadaşı Hanife

Ekrandan çok tanıyanının çıkmayacağı daha çok tiyatro seyircisinin bilebileceği genç yetenek, Asım EKREN'in kızı, birçok dereceyi elde eden bu oyuncunun oldukça başarılı bir geçmişi var.

Güneş BERBEROĞLU->Olduğu hiçbir yapımı izlemediğim için merak edenlere hatırlatıcı bilgiler isminin üzerinde...

Serra YILMAZ->Vekil

İki arada bana tiramisu tarifi vermiş, her göz temasında gülmesini esirgemeyen, kültürel donanımı-oyunculuğu tartışmasız herkes tarafından takdir edilen muhteşem kişilik, güzel insan. Onunla iletişim kurabilmek en güzel taraflarındandı. Obur vekil Sevilay'ı ezilmekten kurtarabilir mi ki???

Nedim SURİ->Sevilay&Cemal'in oğlu Mesut

Yeşeren GÜVEN->Mesut'un kız arkadaşı

**Filmin konusu->Kasabalı bir ailenin başından geçenleri kara mizah türünde anlatan filmin konusu; Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz bir aile hayatı sürmektedir. Abisi Cemal’le birlikte ortak oldukları elektrik dükkânında da durumlar pek parlak değildir. Birçok yere borçları vardır. Celal ve Cemal’in tek eğlencesi Samsun’da pavyona gitmektir. Pavyonda çalışan Sibel Ceylan’a olan aşkı Celal’in başına dert açacaktır. Celal’in karısı Sevilay, 15 yıldır, Almanya’da yaşayan babasının gönderdiği paraları biriktirerek saklamaktadır. Celal’in bu sırrı bildiğinden habersizdir. Zaten mutsuz bir hayat sürmekte olan Celal, bu paranın kurtuluşu olduğunu düşünerek, bir plan yapar. Fakat Celal’i sürprizler beklemektedir.

**Nerede çekiliyor?-> Tokat'ın Erbaa ilçesinde 5 hafta çekim yapan ekip 1 hafta da İstanbul'da çekimlerine devam ettiler ve çekim aşamasını tamamladılar. Kimi zaman 20 saat çalşıan ekip oldukça iyi performans göstermiş gibi.

**Mekanlar?-> Düden gölü, Engin GÜNAYDIN'ın abisinin elektrikçi dükkanı ( Önceden ismi Günaydın Elektrik iken film için Güven Elektrik olarak değiştirildi.), amcasının ve bir başka akrabasının evi kullanıldı. Bunun yanı sıra kullanılan kısa süreli mekanlarda mevcut tabii ki.

**Filmin bütçesi??-> Bunu bilmiyorum.

**Yapım tarihi:2009~Türkiye

Tür: Gerilim, Gizem, Komedi

Süre: ~110dk

Vizyon Tarihi: net olmamakla beraber ARALIK sanıyorum,*son haberlere göre kısmetse 18 Aralık 2009

**Vavien ekibi? Vavien Şahin, vs vs birçok benzeri arama var, işte künye;

Yönetmen: Yağmur TAYLAN & Durul TAYLAN

Senaryo Yazarı: Engin GÜNAYDIN

Görüntü Yönetmeni: Gökhan TİRYAKİ

Yönetmen Ekibi:

Ayhan ÖZEN: Yardımcı Yönetmen

Şahin ÇETİNKAYA: Yönetmen Yardımcısı

Burcu ALPTEKİN: Yönetmen Yardımcısı

-----

Diye gidiyor...Ve sanıyorum ki sorulan bir soru ve bir arama hariç hepsini yanıtlamış bulunuyorum.

*Settar TANRIÖĞEN 'in ne zaman nerede olduğu sorusunun cevabını ve

*Vavien filmi 16 kız aramasının ne ifade etmesi gerektiğini bilmiyorum :)

Bugün gerçekleşecek basın kutlamasıyla daha fazlasını öğrenebileceğinizi umuyorum...

1 Eylül 2009 Salı

gfvjrkehjkm

Serkan'ın acısını paylaşmak için açtım bu sayfayı, işin rengi değişti birden, gerçi haberi olur mu buradan ulaşılır mı ona bilmiyorum. 18 yıllık meşhur kedisi, anlatmaktan gurur duyduğu komşunun fırındaki tavuklarına saldıran kedisi, fotoğraflarını her fırsatta gözümüze soktuğu kediciği (Serkan üzgünüm adını hatırlamıyorum) bugün intihar etmiş: 11. kattan uçuşa geçmiş. Başın sağolsun Serkancığım...Yapabileceğim birşey olursa, konuşmak istersen çekinme. Gerçi aracı kurum Önder'den ulaşılıyor sana, Allah'a şükretmek mi lazım çekimler başlıyor diye :P

Gözyaşlarımın ıslaklığı tüm yüzümde, burnumun akıntısı arttı sanırım alerjik birşeyler oldu... Dudaklarımın üstü yanıyor birazcık. 22 ay oldu, ellerim titredi bir an. Düşündüm. Alıştım ama neye?? Adlandıramıyorum.

Sağlamından bir küfür çakasım geliyor, bünye ona da alışkın değil, eğrelti duruyor o da anasını satayım.

Gidip selpak almalıyım...

30 Ağustos 2009 Pazar

AUGUST,30

Alıntı

......................................................................................................

30 Ağustos “Sarışın bir kurda benziyordu...
Ve, mavi gözleri çakmak çakmaktı... Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu... Bıraksalar, ince uzun bacakları üzerinde yaylanarak ve karanlıkla akan bir yıldız gibi kayarak, Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlayacaktı” filan...

*

Sonra?

*

Afyon Çimento Fransız'a satıldı.
Ama biz satmadık...
Biz zaten İtalyan'a satmıştık.
İtalyan da, Fransız'a sattı.

*

Batıya ilerledik ardından...

*

Mustafa Kemal'i Uşak'a getiren treni, kiloyla hurdacıya sattık!

*

Denizli'ye gelince...

Tekstil firmalarını Alman'a, madenleri İspanyol'a, beyaz eşya fabrikasıyla kâğıt fabrikasını İtalyan'a verdik... Mısırlı bastı parayı, elektrik santralını söküp, Irak'a götürdü.

*

Ve, Manisa kurtuldu...

Pamuklu Mensucat'ın güzelim arsasını Hollandalı'ya sattık. İşsizlerin umudu olan Manisa Et Tavuk'un önce makinelerini söktük, sonra arsasını elden çıkardık.

*

E hadi...
Gözünüz Aydın!
Kuşadası Limanı'nıİsrailli'ye vermiştik...
5 bin 413 emlağı da İngilizlere verdik.

*

9 Eylül'ü ve İzmir'i uzun uzun anlatmayayım, Yunan bankası malum.

*

Aslına bakarsanız, tam 30 Ağustos'ta, yarın yazacaktım bu yazıyı ama... “Cumhuriyet Ekspresi”miz, İnönü muharebelerinin cereyan ettiği Bozüyük'te iş makinesine toslayınca, yarını beklemeyeyim bari dedim...

Cümleten görkemli kutlamalar dilerim.


Yılmaz ÖZDİL

28 Ağustos 2009 Cuma

FARELER VE İNSANLAR

Fakat John Steinbeck'in romanı değil söz konusu...

Emre küçük daha, Tokatta yaşıyorlar. Annesi ve ablasının yanına gider ve fıstık faresi gördüğünü söyler. Ne? Ne? şaşkınlığında anne farenin başında bulur kendini ve endişelenir, öğrenmek ister fareyi ölü bir şekilde evde mi buldu yoksa sokaktan mı getirdi. Zehirlenme durumları... "Dokundun mu oğlum?" Ses yok. "Oğlum söylesene elini sürdün mü fareye, dokundun mu?" Emre'den cevap gelir "Dokunmadım, ipinden çektim!"
İki çocuk, bir anne ve bir arkadaş evde oturuyorlar. Bir fare beliriyor ortada, çocuklardan büyük olan kanepenin üstünde, küçüğü de anne arkadaşına fırlatıyor ve tabana kuvvet, yok oluyor ortadan uzun bir süre. Bu arada Türk olan arkadaşı şaşkın çünkü onlar (Ülkeyi hatırlayamıyorum :) bizim Türk bayanlarından daha soğukkanlı. Bu durumla tezatlık belirdi. Bizim kaçak elinde bir kediyle belirir odada, bu en iyisi hemen yakalar, diğerleri kapının önündeydi ama bunu bulmam vakit aldı. Fare birkaç dakikada kedinin ağzındaki yerini alır ve kedinin kapıdan çıkmasıyla operasyon başarıyla tamamlar.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

STATİK

................................................ !

23 Ağustos 2009 Pazar

MISS GUMBO

Bu ayın başlarında yazılası bu postu bugünlere kadar sürükledim ;)Hiç zor olmadı, aslına bakarsanız boş da durmadım güzel malzemeler biriktirdim. Önceliği yine bu içeriğe tanıdım ama. Şuradaki postumda bahsetmiştim, bamya güzeli mevzusu :p Aman ben o uzun yazıyı şimdi okuyamam diyenler için durumu olabildiğince ufak cümlelerle anlatıyorum:

Partiyle yol kontrol, vs için köylere gittik, ben işin eğlence kısmındayım. Uluköy adında bir baraj gölünün orada düzenlenen festivale katıldık ve buranın da bamyaları meşhur, çiçekli, çiçeksiz nasıl isterseniz dize dize bamyalar... Vitrin çocuk mankenlerinin boyunlarına dolanmış bamya dizeleri, Seval teyze birinin başında GS şapkası görüyor ve kızı için fotoğraflamak istiyor. O sırada annem de başka bir tanesine sarılmış onunla fotoğraf çektiriyor ve ben bir diğerinde mankenlere derecelerini belirtmek için takılan o bantlardan! görüyorum. Üzerinde "BAMYA GÜZELİ" yazılı, hemen boynuma geçiriyorum ve Seval teyze gülerek başlıyor fotoğraf üzerine fotoğraf çekmeye. Amaa bu arada herkes beni işaret ediyor yanındakine, abartı yok inanın! Bir bakıyoruz bizim kortej hareket etmiş, bir anda bantı fırlatıyorum ve fırlıyoruz arabaya doğru. Kalabalık bir ekiptik. Milletvekili Z. ASLAN'dan tutun tüm encümenler hepsi beni dillerine doluyorlar ve adım Bamya Güzeli kalıyor.


Ve işte şimdi film başlıyor...

Ertesi gün Pazar...Alevi köylerindeki festivallere davetliyiz. İlk durak Keçeci'ydi. Hayatım da ilk kez gidiyordum ve böyle bir manzara göreceğimi düşünmemiştim. Erbaa sınırını geçtim Türkiye gibi değildi, wauuv.



Dağ başında bir köy... Etrafta yurtiçi+yurtdışı her yerden gelmiş otobüsler, karavanlar... Koca bir alan çadırlarla dolu, her yerde yiyecek içecek standları... Bayanlar inanılmaz. Straplez elbiseler, bluzlar; askılılar... Dövmeler desen gırla gidiyor. Her yere kurulu bira çeşmeleri. Köy evi önüne kurulu yer sofrası herkesin önünde içkiler. İnanılmaz içiciydi köyün tamamı. Dedim biz Rio Karnavalına falan mı geldik :P Erbaa'nın köylerini bildiğimden çok çok şaşırttı beni bu manzara meğer Aleviler böyle yaşarlarmış... Duyardım ama bir de şahit olmuş oldum. Bir de yöresel kıyafetlerine çok sahip çıkıyorlar; PEŞLİ denen bu giysileri her yaş grubunda görmeniz mümkündü. İşte fotoğrafları...






Her kültürü kendi yerinde keşfedebilmeyi isterdim, insan aurasında adeta büyüleniyor.

Neyse oradan ayrıldık biraz daha ileriye bu defa başka bir Alevi köyüne Yenisu'ya gittik. Bu arada bugünki kafile daha da kalabalık ve bilmeyenlerde Bamya Güzeli geyiğimizi öğrenmişler, ortaklar muhabbete ;) En önde vekil gidiyor arkada biz kalabalıkla yürüyoruz, yan tarafta duran transitten 2 çocuk atladı önümüze bana sürekli "Biz seni tanıyoruz." diyorlar,hö??arfjvsbn Kalabalığın içinden biri üstüme doğru geliyor "Sen dün Bamya Güzeli seçilen bayansın!". ucybaenm Nasıl ya! Ne falan diyerek zırvalıyorum, yine algıda error oluştu bende. Diğer ikisine dikkatli bakıyorum palyaçolar, öbür adam kim fikrim yok. Adam bana soruyor "Size ne yaptılar da kızdınız, fırlatıp gittiniz? Baktım ama göremedim sizi, soramadım." Bir dk duruyorum ve açıklıyorum öyle bir yarışma falan olmadığını, devamını... Siz kimsiniz, bunlar paket program yapan bir grupmuş. Sanatçısından, animasyoncusuna, sunucusuna gezen... Bu adam da sunucu... Allah Allah diyorum, hoşuma gidiyor bu Bamya Güzeli mevzusun hali vakti! Ekipçe de eğleniyoruz, ünlü oldum diyorum ben artık "Miss Gumbo"yum ;)

Ertesi günlerde annemin kuzeni aradı. Şehir dışındalar bazı işleri var bize gelecekler yardımcı olur musun diyorlar. Buluşuyorum. Kızları var Dilvin soruyor bana "Ebru Abla, sen Uluköy'de miydin?"....."Bamya Güzeli seçilmişsin!" :):):) Hoop. Ne oluyoruz ya bu kadar da değil. Nerden çıktı diyorum, Taşova'nın sitesinde fotoğrafların var!!! Hem de 2 tane! Şak-kaa...

Hayır gayet gerçek çıkıyor, Allah'tan uzaktan çekmişler, yakalayamamışlar, işte yalanı doğru yansıtan 2. işaret...

http://www.tasova.net/modules.php?name=News&file=article&sid=4089

Yorumu size kalmış.

Ha, bu arada devamı da gelmemiş :) Belki de o yüzden inandılar.

Sevgiler.

Bamya Güzeli'niz...

17 Ağustos 2009 Pazartesi

15 Ağustos 2009 Cumartesi

BITTERSWEET



Im giving up the ghost of love

(Aşkın hayaletini bırakıyorum)

In the shadows cast on devotion

(Sadakatin üzerine düşen gölgelere)

She is the one that I adore

(Taptığım kişi o)

Creed of my silent suffocation

(Sessiz boğuluşumun inancı)


Break this bittersweet spell on me

(Üzerimdeki bu acı tatlı büyüyü boz)

Lost in the arms of destiny

(Kaderin kollarında kaybolan)

Bittersweet

(Acısıyla tatlısıyla)

I wont give up

(Pes etmeyeceğim)

Im possessed by her

(Ele geçirildim onun tarafından)

Im wearing a cross

(Bir haç takıyorum)

Shes turning to my god

(O benim İlahım oluyor)

Break this bittersweet spell on me

(Üzerimdeki bu acı tatlı büyüyü boz)

Lost in the arms of destiny

(Kaderin kollarıda kaybolan)

Break this bittersweet spell on me

(Üzerimdeki bu acı tatlı büyüyü boz)

Lost in the arms of destiny

(Kaderin kollarıda kaybolan)

Bittersweet

(Acısıyla tatlısıyla)

I want you

(Seni istiyorum)

[Im only wanting you]

(Sadece seni istiyorum)

And I need you

(Ve sana ihtiyacım var)

[Im only needing you]

(Sadece sana ihtiyacım var)

Break this bittersweet spell on me

(Üzerimdeki acıtatlı büyüyü boz)

Lost in the arms of destiny

(Kaderin kollarıda kaybolan)

Break this bittersweet spell on me

(Üzerimdeki acıtatlı büyüyü boz)

Lost in the arms of destiny

(Kaderin kollarıda kaybolan)

Bittersweet

(Acısıyla tatlısıyla)

9 Ağustos 2009 Pazar

GÜNAYDIN...

:) Karga pisliğini yemeden atacağız yine kendimizi yollara. Ev-vet, bugün yine falanca partiyle geziyoruz. 4 tane yayla şenliğine davetliyiz. Trabzon yaylalarına benzemese de güzeldir bizim buralarınki de. Canbolat yaylasında 10:30 da kahvaltıyla başlıyoruz ve hiç bilmediğim yaylalara çıkıyoruz, bazılarının ise sadece isimlerini biliyorum. Herkese iyi pazarlar...